Makaleler

Tarihimizden Bir Kesit; İşçi Sınıfı İçinde Çalışma

Katledilişinin 40. yıldönümünde “Kaypakkaya; nerede direniş ve mücadele varsa orada yaşıyor” şiarı ile andığımız İbrahim yoldaşın en belirgin yanlarından biri de işçi sınıfıyla kurduğu yakın bağdı.

Proletaryanın kendisiyle birlikte tüm ezilenleri kurtaracak yegane sınıf olması gerçeği ve bundan kaynaklanan önemi Kaypakkaya’nın pratiğinde ifadesini bulmuştur. Kaypakkaya yoldaş daha öğrencilik yıllarında, İşçi-Köylü gazetesinin bir muhabiri iken ve sonrasında döneminin işçi direnişlerini yakından takip etmiş ve buradan ülkemiz devrimine dair çok değerli dersler çıkarmıştır.

Kaypakkaya’nın, büyük şehirlerde işçi sınıfı içindeki çalışmanın esas alınması gerektiği anlayışı ardılları için yol gösterici olmuştur. Proleter devrimciler, ülkemizin birçok bölgesinde değişik işkollarında işçi sınıfı içinde yoğun bir faaliyet yürütmüştür. Bugün de etki alanı ve çapı azalsa da yürütmeye devam etmektedir.

İşçi sınıfı hareketine ilişkin bir analiz yapmaktan öte amacımız bu alandaki deneyimlerimizi hatırlamak ve buradan günümüz çalışmalarına dair dersler çıkarılmasına katkı sunmaktır. Bunu 70’li yıllarda yoldaşlarımızın birçok işkolunda yürüttüğü işçi sınıfı faaliyetine dair anlatımlarıyla yapmaya çalışacağız.

İşçi Sınıfı İle Omuz Omuza

Bu dönemde sınıf içindeki çalışmalarda temel yöntem doğrudan üretime katılmak şeklinde olmuştur. İşçi sınıfı faaliyeti, militanların sınıfla doğrudan bağ kurması gerekliliği üzerinden yürütülmüştür.

Bu bakış açısının bir sonucu olarak Partizanlar iletişime geçtikleri her insanın fabrikalarda, atölyelerde işe girmesine ve üretim sürecinin disiplinine dahil olmasına çalışmışlardır. Değişik işkollarında yürüttükleri faaliyette, işçi sınıfı ve emekçilerle üretimin içinde, onlarla aynı koşullarda çalışırken iletişim kurmaya büyük özen göstermişlerdir. Bu durum, onların yaşam disiplinini geliştirdiği, üretime olan yabancılığı aşmalarına yardımcı olduğu gibi sınıfın güvenini kazanmalarında da önemli bir rol oynamıştır.

Cibali Tekel Tütün Fabrikası’nda çalışırken örgütlenen bir işçinin anlatım ları da bunu göstermektedir. Fabrikadan aldığı ücret ile geçinemeyen işçi ek iş olarak Kasımpaşa odun depolarının olduğu bölgede (bugünkü amele pazarı) bulunan kahvelerde iş bekliyor. İlk devrimci fikirlerle de aynı kahvede iş beklerken işçilerle politika tartışan bir Partizan sayesinde tanışıyor. Konuşmanın konusu, işçilerin nasıl sömürüldüğü üzerine gelişiyor.

Ardından yevmiye usulü gittikleri bir şantiyede ve sonrasında benzer yerlerde İbrahim Kaypakkaya’nın düşünceleriyle tanışıyor. Bu arada Partizan’ın işçilerle ilgili bildirisi şantiyedeki işçilerle birlikte okunuyor, tartışılıyor. İşçilere, tanışılan ilişkilere verilen ilk tavsiye edilen ise, “İşçiler neden ve nasıl sömürülüyor?” isimli kitapçık oluyor.

İşçi sınıfının yoğun olarak bulunduğu birçok yerde Partizanların faaliyetine tanık olmak mümkün. İzmit-Derince’de bulunan fabrikalarda, Tütünçiftlik Gübre Fabrikası’nda, İPRAŞ’ta, Kooperatif inşaatlarında; Çukurova’da, Trakya’da ve İstanbul Levent’te Sanayi Mahallesinde; Kartal Soğanlık’ta SKODA’da ya da Malazlar Kibrit Fabrikası’nda; Zeytinburnu’nda deri atölyelerinde ve birçok ilde işçilerle çalışılırken mevcut düzenin teşhiri, işçileri ve emekçileri nasıl sömürdüğü anlatılıyor ve demokratik halk iktidarının propagandası yapılıyor.

Sarachane-3Ana, Şafakta Kazandık Zaferi, O Bir Militandı, Kızıl Kayalar isimli romanlar; Komünist Manifesto, Devlet ve Devrim, Leninizmin İlkeleri, Proletarya Diktatörlüğü, Diyalektik Materyalizm, Mao Zedung Seçme Eserler isimli kitaplar, daktilo ile yazılmış “Faşizm nedir?”, “Emperyalizm nedir?”, “Kadınların Kurtuluşu” başlıklı materyaller işçilerle okunup tartışılıyor. Partizanlar için işçi direnişleri, grevler faaliyetin en önemli gündemini teşkil ediyor. Militanların öncelikli görevleri arasında buraları ziyaret etmek ve dayanışmak geliyor.

Örneğin, 1975 yılında Kartal’da TUĞBAY sanayi işyerinden toplu işten atmalar yaşanıyor. Türkiye İşçi Partisi’nin Kartal teşkilatı fabrikadaki işçileri direnişe geçiriyor. Armenak Bakır’ın da (13 Mayıs 1980’de Elazığ-Karakoçan’da polisle girdiği çatışmada şehit düştü) içinde bulunduğu Partizanlar direniş çadırını ziyaret edip işçilerle sohbet ediyorlar.

Gece onlarla beraber nöbet tutuyorlar. Direniş çadırı polis tarafından kaldırılmak istenince işçiler çadırdan Maltepe Tren İstasyonu’na kadar yürüyüş yapıyorlar. Çadırı sökmek isteyen polisleri işçiler taşlıyor. Burada işçilerle polis arasında çatışma çıkıyor. Partizanlar da direnişin bir parçası oluyorlar.

Devrimci İşçiler Sendika Yönetimine

Partizanlar, işçilerle kurdukları ilişkide basitten karmaşığa, özelden genele doğru bir yol izliyorlar. Hizmet işkolunda çalışırken, yürütülen faaliyetten etkilenip sendikaya üye olan ve devrimcileşen bir işçinin anlatımları da bu yöndedir.

İşçilere, işyerinde yaşanan sömürüyü anlatan Partizanlar, onları DİSK’e bağlı Genel-İş sendikasında örgütlüyor ve burada yürüttükleri seminerlerle onlara demokratik halk devriminin ve sosyalizmin propagandasını yapıyorlar. İşyerlerinde, fabrikalarda ilk hedef sendikal çalışma yürütmek oluyor.

Türk-İş’e bağlı Seramik-İş, İleri Maden-İş, Tekstil işkolunda DİSK Tekstil, DİSK’e bağlı Maden-İş ve Partizanlar tarafından kurulan bağımsız devrimci bir sendika olan Tüm Maden-İş, DİSK’e bağlı Gıda-İş, Türk-İş’e bağlı Deri-İş gibi birçok sendikada işyeri temsilcilği, şube başkanlığı ya da genel başkanlık gibi görevlerle sınıf çalışması yürütülüyor.

Sözgelimi 1979 yılında Efendi Diril’in (30 Haziran 1980’de faşistler tarafından katledildi) önderliğinde Avcılar’da bulunan İMPRES fabrikasında yürütülen faaliyet sonucunda işçiler DİSK’e bağlı Maden-İş sendikasında örgütleniyor.

“Zamları ve İşsizliği Protesto Mitingi”

Benzer bir çalışma da Sefaköy’de Zetip İplik fabrikasında yürütülüyor. “Siyasete bulaşmadan” kendisine verilen görevi yerine getiren bir işçiyle tanışan Partizanlar burada yaşanan greve dahil oluyor.

isçi sınıfııSonrasında Partizanların çabaları sonucu işçi örgütleniyor ve yine Efendi Diril’in inisiyatifinde eğitim çalışmalarına katılıyor. Devam eden bu seminerlerden bir süre sonra Efendi Diril’le birlikte “İşçiler Birleşin Kahrolsun Faşizm” TKP/ML TİKKO imzalı yazılamalar yapıyorlar. Partizanlar işçilerle ilitişim kurmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

O dönemde işçilerin ilgi gösterdiği Türkiye Birlik Partisi de sendikalar gibi Partizanların yoğun bir uğrak yeri oluyor. Partinin İstanbul’daki neredeyse tüm şubeleri Partizanların denetimine geçiyor. Burada işçilerle düzenli seminerler yapılıyor. Partizanların yürüttüğü pratik faaliyet içinde sınıfın gündemi, bu cephede yaşanan gelişmeler önemli bir yer işgal ediyor.

Partizan, DİSK’in eski başkanı Kemal Türkler’in öldürülmesini protesto etmek amacıyla Eminönü’nde Halkın Kurtuluşu grubu ile birlikte Karaköy’e kadar bir korsan yürüyüş organize ediyor.

Eylemde “Faşizme ölüm halka hürriyet” sloganları haykırılıyor. “Devrimci işçiler sendika yönetimine”, “Yaşasın sendikamız Tüm Maden-İş/Tüm Maden-İş”, “Kahrolsun sendika ağaları/ Partizan” imzalı yazılamalar birçok ilde ve bölgede yapılıyor.

1978 yılında Partizanlar, Saraçhane’den Sultanahmed’e kadar bir yürüyüşün yapıldığı “Zamları ve İşsizliği Protesto Mitingi”nin örgütleyicisi, aktif ve kitlesel katılımcısı oluyor. 1980 Ağustos ayında Topselvi’de olduğu gibi 15-16 Haziran’ın yıldönümünde “Yaşasın 15-16 Haziran İşçi Hareketi/TKP-ML TİKKO” yazılamaları birçok yerde yapılıyor.

İşçi sınıfı faaliyeti adına önemli bir mirasa dayandığımızı açık. İnşaatlarda ve fabrikalarda faaliyet yürüten Selahattin Doğan, Zeytinburnu deri fabrikalarında çalışan Atilla Özkan, inşaat işçisi iken Kaypakkaya’nın düşünceleriyle tanışan Binali Yiğit, İzmit’te işyeri temsilcisi iken patronlar tarafından katledilen Hasan Yaşar, Tuzla Presiz fabrikasında işçi temsilcisi Ali Rıza Boyoğlu, Cevizli Tekel fabrikasında yoğun emeği olan Mehmet Kalkan ve 80’lerden bugüne adını sayamayacağımız çok sayıda şehit Partizan’ın değerli anıları, pratikleri bize örnek olmaktadır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu