Güncel

Sivas ve Newroz’da büyük resmi görmek… (S-29)

Sivas davası, kaçak zanlılar için zamanaşımı gerekçesiyle mahkeme tarafından düşürüldü. Tam 19 yıldır diri diri yakılan 35 aydın, yazar, ilericinin yakınlarının ve Alevilerin çığlıklarına kulaklarını tıkayan devletten başka bir karar çıkması da mucize olurdu.

Madımak Oteli’nde gerçekleşen katliamın sadece “Allahu ekber” nidaları atarak galeyana gelenler tarafından örgütlendiğini düşünmüyorduk herhalde. Daha 2 Temmuz’a gelmeden Türk medyası Alevilere, devrimcilere, ilerici ve demokratlara yönelik haberleri, yorumlarıyla katliam için sahayı hazırlıyordu. Binlerce insanın katıldığı böyle bir organizasyondan örneğin polisin haberi yok muydu?

Ya da her şeye kadir, her şeyi önceden bilen anlı şanlı milli istihbaratın hazırlıklara dair bir fikri? Diyelim ki bu ve benzeri soruların yanıtı “hayır” olsun. Peki ya katliam sırasında polis ve asker futbol maçına mı gitmişti? Varsayalım ki polis sayısı az, asker ise tecrübesizdi, ya Tansu Çiller’in  “otelin etrafını saran vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır” sözleri. SHP-DYP koalisyonunun bu katliamda bir rolü olmadığını düşünmemiz için bir neden var mı? Hepsini geçelim, katliamla ilgili açılan davayı bugüne taşıyan istikrar da münferit olabilir mi? Değişen onca hükümete, başbakan ve bakanlara, hâkim ve savcılara karşın mahkemelerin Sivas davası karşısındaki şaşmaz refleksleri de bir tesadüf olmamalı! Sanıkların “arandıkları” halde yurtdışına çıkmaları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde işe girmeleri ve emekli olmaları; askere gitmeleri ve de ölmeleri, oturdukları yerlerin karakolun birkaç yüz metre ilerisinde olması nasıl açıklanabilir?

En azından Erdoğan’ın “milletimize hayırlı olsun” sözlerinin Çiller’i çağrıştırdığını kabul etmeliyiz! Evet dikkatlerimizi küçük ayrıntılardan, hükümetlerin, bakanların, CHP ya da AKP’nin demeçlerinden ayıralım ve büyük resme bakalım. Fotoğrafın tamamında karşımızda çok net bir devlet gerçekliği çıkmaktadır. Katliamla ilişkili tüm kurumları arasında korkunç bir eşgüdüm ve süreklilik, devamlılık sağlayan bir devlet gerçekliği. 35 insanın göz göre göre yakılması karşısında soğukkanlı bir şekilde, hiçbir şey olmamış gibi beyanatlar veren bir devletten söz ediyoruz. Bakmayın Bülent Arınç’ın “biz hükümetiz, yargıya müdahale edemeyiz” sözlerine, yasaması, yürütmesi ve yargısıyla tüm toplumu kendi yaşamı uğruna rehin alan bir düzen karşımızdaki. Kendini tehlikede hissettiği an her şeyi yapabilecek bir sistem söz konusu olan.

Hiçbir dönem işçilere, emekçilere, Kürt ulusuna ve ezilenlere yönelik düşmanlığından zerre taviz vermeyen devlet, bugün yeniden gemi azıya aldı. Tüm kışı askeri ve siyasi operasyonlarla doludizgin geçiren devlet, yeni sürece hazırlandığının işaretlerini veriyor. Bir yandan KCK adı altında tutuklamalar devam ederken öte yandan Kürt halkının bayramına, bedeller, şehitler pahasına kutladığı diriliş gününe yönelik tahammülsüzlüğünü sergiliyor.

Anlaşılan devlet, AKP eliyle ve “ince” politikalarla Kürt halkını “kazanma” yaklaşımını geriye itti. Bugün öne çıkan daha fazla saldırganlık, şiddet, işkence ve vahşet; kazanılmış tüm hakların, değerlerin yok edilmesi ve Kürt halkının direniş iradesinin kırılmasıdır. Birçok ilde  “gününde kutlanmadığı” gerekçesiyle Newroz mitinglerine izin vermeyen, yasaklayan devletin operasyonu kuşkusuz Kürt halkının değerlerine, direniş bilincine yöneliktir. Binlerce polisi ile İstanbul’u adeta ablukaya alan, Amed’de panzerlerle kitlenin önüne barikat kuran devlet, bir kez daha başarısız oldu. Newroz öncesi operasyonlara, engellemelere, gözaltılara, gaz bombalarına ve sözde yasaklamalara rağmen Kürt halkının verdiği yanıt elbette direnişti. İstanbul Kazlıçeşme’yi “yasaklayan” valilik böylelikle tüm kenti Newroz alanı haline getirdi.

Kürt halkı dün olduğu gibi bugünde inkâra ve yok sayılmaya karşı sözünü söylemiş, tavrını ortaya koymuştur.

Amed’de barikatları deviren, tüm engellemelere karşın Newroz alanına adeta bir nehir gibi akan Kürt halkının bu coşkusu, öfkesi ve isyanı öğretici ve düşman için korkutucudur da. Devletin Newroz’da uygulamaya soktuğu yaklaşım görünen o ki önümüzdeki günlerde temel parolası olacak. Bu anlamda Newroz, Kürt halkının devletle yürüttüğü kıyasıya mücadelede verdiği mesaj itibariyle önemli bir viraj, eşik olmuştur. Devletin Newroz mesajı açıktır: Saldırıların ivmesi yükseltilecek, demokratik alana yönelik KCK adı altında gözaltı ve tutuklamalar devam edecek ve askeri alanda gerillaya yönelik kimyasallarla operasyonlara hız verilecek. Buna karşılık Kürt halkının Newroz vesilesiyle alanlara yansıyan mesajı ise; Her alanda isyan ve yok sayılmaya karşı kesintisiz direniştir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu