Makaleler

Putin’in ziyareti ve gerçekler

Türkiye ile Rusya arasında kurulan, “ortak bakanlar kurulu” gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin yeni bir toplantısı için Putin, geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye geldi. Ve gelmesiyle birlikte de, Putin’in Suriye konusunda geri adım attığına yönelik bir açıklama dalgası Burjuva-feodal kalemşorlarca dillendirilip durdu. Peki, gerçeklikle bu kesimin söyledikleri arasında bir örtüşme var mıdır?

Türkiye ile Rusya’nın ekonomik ilişkilerinin gün geçtikçe geliştiği bir gerçek. Ticaret hacminin 40 milyar dolara dayandığı, önümüzdeki yıllarda hedefinin 100 milyar dolar olarak konduğu durumda, iki ülkenin ilişkilerinin geliştiği gerçeğini görmemek imkansızdır. Ancak bu gelişme, Türkiye’nin bir efendi “değiştirdiğine” mi işaret ediyor? Elbette ki hayır! Bilinir ki, uluslararası düzlemde uşağın yeni bir efendi bulması, siyasetin olağan akışı içinde gerçekleşmez. Aksine olağanüstü durumların varlığını gerektirir. Geçmişte Alman efendilerinden ABD efendisinin “yanına geçen” Türkiye, bu geçişi emperyalist bir savaşın ardından gerçekleştirmişti. Keza günümüzde emperyalist devletlerin Suriye üzerinden gerçekleştirdiği politikalar da ülkenin kimin efendisi olacağına dairdir ve emperyalist devletlerin hamlesinin boyutu, Suriye’yi ne hale getirdiği de açıktır. Öyleyse Suriye üzerinden birbirlerine giren emperyalist devletlerden biri olan Rusya’nın, ABD güdümünden çıkmayan Türkiye “ziyaretinde”, geri adım atmasının koşulu var mıdır?

Bu geri adım konusunun bu kadar dillendirilmesi, Esad’ın gidebileceğine dair Putin’in söylemleri sonucu oluştu. Ancak zaten Rusya sürecin başından beri Esad’ın gidebileceğini söylüyordu. Zaten Rusya’nın Esad’a bir hayranlığı, bir bağımlılığı bulunmuyor. Rusya açısından önemli olan, ülkenin sahibi olarak kalmasıdır. Kendisine hizmet edecek olanın, hizmetini hakkıyla yaptığı sürece kim olduğu önemli değil. Önemli olan Rusya’nın egemenlerinin, Suriye’nin egemenlerini kendisine bağlamasıdır. Bunun zemini korunduğu şartlarda Esad’ın gitmesine Rusya’nın bir diyeceği yok.

Ancak aradan geçen bunca zaman zarfında emperyalistler arasında bir anlaşmanın olmaması, ülkenin sahipliğini bırakmayan Rusya’nın, ülkeye sahip olmak isteyen diğer “cenahın” istekleri, krizin bugüne kadar sürmesine yol açtı.

Kısaca Rusya’nın Suriye ile olan ilişkilerine baktığımızda, Putin’in neden geri adım atmadığını anlayabiliriz.

Rusya, Suriye’yi kaybederse, Ortadoğu’daki bütün gelişmelerin dışında kalabileceğini biliyor. Suriye’nin kaybı, “diğerlerine” İran’a giden yolları açacağından, Rusya’nın nüfuzunun azalmasına paralel, bölgede söz hakkını yitirip, deyim yerindeyse “etkisiz elemana” dönüşecektir. Rusya ise bu duruma düşmemek için, var gücüyle sürece ket vuruyor.

Bir başka nokta da, Rusya’nın Suriye ile olan ekonomik ve askeri ilişkileridir. Suriye ordusuna teknik destekten danışmanlığa kadar, bütün eğitimleri Rus uzmanları tarafından veriliyor. Suriye ordusunun silahlarının neredeyse tamamı Rus malı. Rusya’nın ayrıca, Suriye’nin enerji alanında da büyük “yatırımları” var. Hal böyle olunca, geçmiş dönemde Irak’ta ve Libya’da “yatırımları” yok olan Rusya, bu kez sürece engel olmanın yollarını arıyor.

Bir başka nokta da, Rusya’nın ülkesi dışındaki iki deniz üssünden birisi Suriye’de bulunuyor. Rusya, diğer emperyalistlerle dalaşında, gerek ülkesinin güvenliği gerekse de yarı-sömürge ülkelere anında müdahalede bulunabilmek için bu üs hayati derecede öneme sahip. Öyle ki Rusya Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Oramiral Vladimir Masorin’in yaptığı bir açıklamada, Karadeniz’de bulunan deniz üssü için Akdeniz’deki üssünün stratejik öneme sahip olduğu açıklamaları biliniyor.

Öyleyse, Putin’in ziyareti ne anlama geliyor? Rusya’nın Türkiye’ye yönelik ekonomik “yatırımlarının” arttığını ancak Suriye konusunda hala ilgili ülkelerin pozisyonunun değişmediği anlamına geliyor. Varlıklarını Türk egemenlerin çıkarlarına adayan kalemşorların yazdıklarına inat, gerçek orta yerde duruyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu