Güncel

Otomotive Bakış – Yan Sanayi

Türkiye de 1970’ler de otomobil fabrikaları açıldı. Otomobil üretimi klasik montaj üretimi şeklindeydi. Yani otomobil üreticileri ürettikleri otomobilin tüm parçalarını kendileri üretmiyordu. Hatta bugün ki koşullarda %90 gibi bir orandaki otomobil parçalarını yan sanayi dedikleri üreticilerden almaktadırlar. Bir otomobilde yaklaşık olarak 4000 farklı parça kullanılmakta ve yaklaşık 600 ile 1000 adet yan sanayiden alınmaktadır. Bu yan sanayilerde birçok parçaları kendi yan sanayilerinden almaktadır. Bu şekilde bir zincir kurulmuş durumdadır

Otomotiv üretimi uluslar arası tekellerle yerli işbirlikçilerinin ortaklığında ve sadece Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak miktarda üretimleri yapmak üzere tasarlanmıştı. Buda 1990’lı yıllara kadar yıllık tüm otomotiv üretimini 200 bin adet yıllık idi. Bu düşük üretim miktarları nedeniyle uluslar arası yan sanayi firmaları Türkiye ‘ye yatırım yapmadılar. Bu nedenle Türkiye’deki yan sanayi tasarım becerisi olmamasına rağmen hızla ilerlemeye başladı. Otomotiv üretiminde önemli yan sanayi potansiyeli doğdu. Bunlar ana sanayinin emirleri doğrultusunda hareket ediyorlardı ancak %90 yerli imalatçı konumundaydı. Bu durum yerli yan sanayinin palazlanmasına ve gelişmesine, ürün kalitesinin artmasına ve sermaye birikiminin oluşmasına neden olmuştur. Elbette çok eski dönemde olsa birçok uluslar arası dev otomotiv yan sanayi üreticisi de delmiştir. Bunlardan birincisi ve en önemlisi Bosch’tur. Bosch sadece Türkiye pazarı için değil tüm dünya üretimi için gelmiştir. Gene Koç ve Magnetti Marelli (Fiat) 1980’lerin başında ortak olarak Mako’yu kurdular.

Yerli imalat sanayi hızla büyürken 1990’lardan sonra otomotiv ana sanayinde üretim rakamlarının büyümesiyle beraber, tasarım yetenekleri olan emperyalist ülke yan sanayi şirketleri ülkemize akın etmeye başlamışlardır. Bu durum bütün yan sanayi şirketlerimizi büyük bir baskı altına almışlardır.

Sadece fason üretim yapabilen yerli sanayinin karşısına, tasarım yeteneği de olan dev uluslar arası yan sanayi tekelleri çıkmaya başladı. Türkiye’de en yüksek ciro yapan yan sanayi şirketi 200 milyon Euro ciro yaparken, emperyalist tekellerin yan sanayilerinin ciroları birkaç milyar doların üzerindeydi.

Öte yandan bu tsörtler tasarım yeteneğine de sahip oldukları için ürünü ellerinde tutmaktaydılar. Böylece Türkiye üretimindeki büyüyen pastadan paylarını almak istemektedirler.

Bugün Bosch (Almanya), Faurecia(Fransa), MCI(Fransa), Mako(İtalya), Compenanta(İtalya), Manga (ABD), Gramer(Almaya), Sekiso(Japonya), Akar(Japonya), Boshako(Japonya),vb gibi birçok kuruluş %100 yabancı sermayeli olarak faaliyet yürütmektedirler.

Yine çok sayıda firmada da gerek sermaye sıkıntısı gerek de rekabet edememeleri nedeniyle yabancı ortaklık almak zorunda kalmışlardır. Bunun dışında birçok Avrupalı yan sanayi tekeli lisans haklarını kullanarak ürünlerin üretim hakkını Türk yan sanayilerine satmaktadır. Bunun karşılığında da hiç görmediği hiçbir sorumluluk almadığı ürünler üzerinden royalite adı altında haraç almaktadır.

Gün geçtikçe yerli imalatçılar baskı altında kalarak yabancı ortaklıklar kurmaya zorlanmaktadırlar. Böylece sermaye artırımlarına cevap veremeyen yerli ortağın payları da zaman içinde ellerinden alınarak %100 yabancı tekellerin eline geçmektedir.

Peki, bu şartlarda emperyalist tekeller neden ülkemizi tercih etmektedirler? Bu tüm emperyalist yatırımların altındaki temel nedenini de oluşturmaktadır.

Ucuz iş gücü: Türkiye’de iş gücü AB’de ve ABD’den çok aşağıdadır. AB ve ABD’de bir işçiye verilen ücretle Türkiye’de mühendis çalıştırılabilinmektedir. Bu nedenle düşük ücretlerle üreterek rekabet güçlerini ve karlılıklarını arttırmaktadırlar.

1.Ucuz hammadde: Hammadde kaynaklarının ucuz olması. Ülkemizde 1 kg. Barit madenin maliyeti Avrupa’dakinin sekizde biridir. Ucuz yer altı kaynakları kullanılmaktadır

2.Fabrika kurma maliyetleri: Avrupa da sanayi alanlarında sanayi kurmak çok pahalı ve çok fazla yasal zorunluluk nedeniyle Türkiye’nin dört beş misli daha fazla maliyete mal olmaktadır. Bu hem arazi alımı açısından hem de fabrika alt yapımı için gerekli ödemeler nedeniyle çok yüksek olmasıdır.

3.Yerli pazarın büyümesi: Gerek otomobil alımındaki artış ve gerek otomobil üretimindeki artış nedeniyle Türkiye cazip hale gelmiştir.

Sonuç olarak emperyalist tekeller her yerde dünyayı daha çok ele geçirme senaryolarını yaşama koymuş durumdadırlar. Bu da ülkemizin sanayileşmesini değil, fabrikalaşma ile her geçen gün daha fazla oranda sömürge haline getirilmesidir. Daha fazla sömürge haline gelmekte olan bir ülkede feodalizm çözülmez ve aksine onların egemenliklerini korumaları kendi çıkarları için vazgeçilmez bir önem taşır.

Bursa’dan Bir Ö-G Okuru

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu